Öşür Nedir?

tarafından
8232
Öşür Nedir?

Öşür Arapça bir kelime olup lügatte onda bir (1/10) demektir. Istılahta ise, öşür arazisinden çıkan mahsulün zekatıdır. Onda bir (1/10) olarak verildiğinden öşür denilmiştir.

Öşrün farz olduğu, Kur’an-ı Kerim, hadis-i şerif ve icmâ-ı ümmetle sabittir.

Ayet-i kerimede şöyle buyrulmuştur:

  • “Ey iman edenler! Kazandıklarınızın ve yerden sizin çıkardıklarımızın temiz (helal) lerinden infak edin (zekât ve öşür verin). Gözünüzü yummadan (sıkılmadan) alıcısı olmadığınız şeylerin yaramazını vermeye yeltenmeyin. Ve bilin ki Allah Gani’dir (sadakalarınız sizin menfaatiniz içindir) ve Hamid’dir (herkes Allah’a hamd ve şükür borçludur.)” (Bakara Suresi, âyet 267)
  • Diğer bir ayet-i kerimede de “… Her biri mahsul verdiği zaman mahsulden yiyin. Hasat günü hakkını (öşrünü) da verin ve israf etmeyin. Çünkü Allah israf edenleri sevmez.” (En’am Suresi, ayet 141)

Peygamber efendimiz (s.a.v.) de şöyle buyurmuşlardır:

  • “Yağmurun, nehir ve ırmak (gibi akarsular)la veya (tarla içindeki) kaynağın suladığı (araziden çıkan) şeylerde (1/10) öşür, (dolaba koşulan) hayvanlar ile sulanan (yerden elde edilen) şeylerde ise, yarım (1/20) öşür vardır.” (Zeylaî, Nasbu’r-Raye)
  • Peygamber efendimi (a.v.) Hz. Muâz’ı (r.a.) Yemen’e vali olarak gönderirken yağmurla ve tarladaki kaynaklarla sulanan topraklardan tam öşür (1/10), dolap ile sulanandan ise yarım öşür (1/20) zekat alınmasını emretmiştir. (Zeylaî, Nasbu’r-Raye)

ÖŞÜR KİME FARZDIR

Arazi sahibinin Müslüman olması ve öşrün farz olduğunu bilmesi lazımdır. Öşürde; mülk sahibinin akıllı olması, baliğ olması, zengin olması şart değildir. Öşürde itibar, arazi sahibine değil, araziyedir. Yani, mal sahibi: çocuk, deli veya fakir de olsa onun arazisinden çıkan mahsulden öşür verilir.

Zekatta aranan bazı şartlar, öşürde aranmaz.

Mesela; altın, gümüş, para ve ticaret mallarından, yılda bir defa zekat vermek gerekirken, arazide yılda kaç mahsul elde edilirse, hepsinden ayrı ayrı öşür vermek lazımdır.

Diğer malların zekatında, mükellefin elindeki malın veya paranın, üzerinden bir yıl geçmesi beklenmeden, hasat zamanı öşrünü vermek gerekir.

ÖŞÜRDE NİSAB

İmam-ı A’zam’a (rah.) göre öşürde nisab yoktur. Yerden çıkan mahsulün azından ve çoğundan öşür vermek lazım gelir; zenginlik şart değildir. Topraktan çıkan mahsul az olsun, çok olsun, çıkanın onda biri (1/10) öşür olarak verilir. Yine İmam-ı A’zam’a (rah.) göre öşürde sene geçmesi şartı da yoktur. Mahsul çıktığı zaman öşrü verilir.

İmam Ebu Yusuf (rah.) ve İmam-ı Muhammed’ e (rah.) göre en az beş vesak (yaklaşık bir ton) olmayan hububatın öşrü verilmez. Ayrıca yaş sebze ve meyve gibi bir sene dayanmayacak mahsulün de öşrü verilmez. Bu mevzuda sahih olan İmam-ı A’zam’ın (rah.) kavlidir.

Yağmur, dere veya nehir suları ile sulanan arazi mahsulü için tam (1/10), hayvan, dolap kovalar ile veya motor motor çalıştırmak sureti ile veyahut suyu para ile alınarak sulanan yerdeki mahsul için ise yarım öşür (1/20) verilir.

Bazen yağmur suyu, bazen de dolap ve taşıma su ile sulanan arazinin öşrü hakkında,  senenin ekserisine itibar olunur. Altı ay yağmur suyu, altı ay dolap ve diğer vasıtalarla sulandığı taktirde, o arazinin öşrü yarım öşürdür. Yani yirmide birdir. (1/20)

Öşür, mahsulün tamamından hesap edilir, işçi ücreti, çift sürme, sulama, tohum, ekim, bakım, gübre ve ilaç gibi masraflar çıkarılmadan öşür verilir.

Borçlu olan kimseden, zekat sakıt olduğu halde, öşür sakıt olmaz. Borçlu kimsenin arazisinden çıkan mahsulde de öşür farzdır.

Malın öşrü verilmeden, sahibinin o maldan yemesi helal değildir. Ancak yediğini de hesap edip onunda öşrünü vermek niyetiyle yerse caizdir.

Öşür, malın cinsinden verildiği gibi, kıymetinden de verilir. Yani, onda bir veya yirmide birin bedeli kaç lira ise para olarak veya bir mal olarak ödenir.

ÖŞÜR VERİLME ZAMANI

İmam-ı A’zam’a (rah.) göre, öşrün verilme zamanı ekinlerin çıktığı ve meyvelerin belirdiği vakittir. İmam-ı Muhammed’e (rah.) göre, yetişip kemale erdiği vakittir. Tarlaya tohum atılmadan veya tohum yeşermeden o ekinin öşrünü vermek caiz değildir.

Mahsul yetiştikten sonra, hasattan önce, öşrünün vermeden önce mal sahibi vefat etse, o malın öşrünü varislerinin vermesi lazım gelir.

Öşür borcu olan kimse borcunu vermeden ölse, terikesinden o borcun ödenmesi lazım gelir. (Hindiyye)

Mahsulün öşrü verilmeden sel, yangın gibi bir afetle zayi olsa öşür sakıt olur. Bir miktarı gidip, bir miktarı kalsa, kalan kısmın öşrü verilir. Eğer mahsul, sahibinin eliyle bir zarara uğrarsa öşrünü ödemesi lazım gelir. (İbn-i Âbidîn)

Ekilmiş bir yerin satılması halinde, eğer mahsul yetişmiş ve belirmiş ise, öşrünü satanın vermesi lazım gelir. Fakat mahsul yetişmemiş, alan da onun yetişmesini beklerse öşrünü alanın vermesi gerekir.

Bir mahsulün öşrü, bir defa verilir.

ÖŞÜR VERİLEN BAZI MAHSÜLLER

Öşür farz olan başlıca mahsuller:

Ceviz, susam, fındık, fıstık, çam fıstığı, badem ve zeytin gibi yağlı maddeler.

Pamuk, palamut, pelit, keten tohumu, şeker kamışı, şeker pancarı ve çay yaprağı, çörek otu, kimyon gibi mahsuller.

Öşür arazisinde ekilen yonca, dut yaprağı, fesleğen, nane gibi yaprağından faydalanılan nebatlar.

Buğday, mısır, pirinç, nohut, mercimek, bakla, fasulye, soğan, sarımsak, kavun, karpuz, ve salatalık gibi gıda maddeleri.

Üzüm, incir, elma, armut, şeftali, erik, kayısı gibi her türlü meyveler.

Yulaf, fiy, burçak, darı gibi her türlü hayvan yemi.

Öşrü verilen üzüm bağının içinde meyve ağaçları olsa veya bağ arasında soğan, sarımsak ekilse, o soğan ve sarımsaktan (kurusundan) öşür vermek gerekir. Öşür arazisi içinde, ekilmediği halde kendiliğinden çıkan mahsulden de öşür verilir.

Bir tarladan bir yılda kaç mahsul alınıyorsa hepsine ayrı ayrı öşür vermek icap eder.

Kira ile tutulan tarlanın mahsulünün öşrünü, mahsul sahibinin (kiralayanın) vermesi gerekir.

Ortak ekilen yerde, yine İMAMEYN’E göre yerin sahibi ile işleyen kimse, çıkan mahsulden hisseleri nisbetinde öşür verilir.

Hususi yetiştirilen kavak ve ağaçlardan, çayır ve çimenlerden, zembil, sepet ve süpürge yapmak için yetiştirilen kamışlardan öşür vermek lazım gelir.

Kişinin gerek kendi mülkü olan arı kovanlarından ve gerekse dağlarda bulunan arılardan alınan baldan ve dağlardan toplanan her çeşit meyveden öşür vermesi icap eder.

NELERDEN ÖŞÜR VERİLMEZ

Şu mahsullerden öşür vermek icap etmez:

Halkın istifadesinde ait olan dağlardan toplanan odundan, çam ve çınar ağaçlarından, ağaçtan çıkarılan sakız, reçine ve katrandan, umuma ait meralardan biçilen otlar ve kamışlardan, samandan, urgan imal edilen kendirden, öşrü verilen zeytinin sıkıldıktan sonra çıkan yağından, deniz, göl ve arazî-i miriye (devlet arazisi) içinde bulunan akarsulardan çıkan balıklardan ve bunlardan çıkarılan inci ve amberden, (sahih kavilde) taze soğan ve sarımsaktan, evlerin bahçelerindeki meyvelerden öşür vermek vacip olmaz.

Ancak yıllardan beri öşrü verilen bir bağın içinde bilahare bina (ev) yapılsa, yine öşrünü vermek lazım gelir. Yani aslı bağ-tarla iken sonradan içine ev yapmak sureti ile bahçe olan yerden çıkan mahsulün öşrü verilir.

Evlerin bahçelerinden çıkan meyveler satıldığında, parası, nisabı dolduruyorsa zekatı verilir.


Kaynak: Büyük İslam İlmihali ve Hukuk-ı İslamiyye Kamusu