Zekatın Faydaları ve Zekatın Önemi

tarafından
4091
Zekatın Faydaları ve Zekatın Önemi

ZEKATIN ÖNEMİ

Zekatın Faydaları ve önemi İslam Dininde; cemiyetin nizamını ruhani ve maddi olmak üzere iki temel üzere kurmuştur. Namaz, evrad ve ezkar, cemiyetin ruhani ve manevi nizamını tesis ve tazim eder. Zengin Müslümanlar tarafından verilen zekat ve mali ibadetler de cemiyetin maddi ve manevi nizamını teşkil eder. İslam, cemiyetin maddi ve manevi birlikte mütâlaa etmiş ve bu iki rükna daima yan yana ve beraber bulundurmuştur. Kur’an-ı Kerim’in 32 yerinde namaz ile zekât beraber zikredilmiş ve Resul-i Ekrem (s.a.v.) tebliğ ve talimlerinde bu ikisini birbirinden ayırmamıştır. Huzur-i saadete gelip İslam ahkamını öğrenmek isteyenlere Resul-i Kibriya, namazdan sonra hemen zekâtı da bildirmiştir. Hatta zekâta o kadar ehemmiyet verilmiş ki, Resulullah’a yapılan biatlarda hususiyle zekât tasrih edilmiştir.

Hazret-i Cerîr bin Abdullah (r.a) dedi ki:” Ben Resûl-i Ekrem’e üç husus üzere biat ettim:

1) Namaz kılmak,

2) Zekât vermek,

3) Her Müslümana iyilik etmek.”

ZEKATIN FAYDALARI

Allah Teâla’nın insanlara olan her teklifinde, emrinde ve nehyinde muhakkak ki, büyük faydalar vardır. Namaz ve oruç gibi bedeni ve ferdi ibadetlerde bile dünya nizamı için faydalar olursa, elbette ki zekât ve hac gibi mali ve içtimai emirlerde de büyük menfaatler de olacaktır. Gerçi ibadetler maddi menfaatler olduğu için değil, ilahi emir olduğu için yapılır.

Ayeti celile ve hadisi şeriflerde zekâtın faydalarında da işaret edilmektedir. Bir kısmını şöyle hülasa edebiliriz:

  • Zekât, insanı ihtiraslardan kurtarır, iyilik yapmaya alıştırır, şefkat hislerini kamçılar, yükseltir ve kemale erdirir.
  • Zekât, Cenâb-ı Hakk’a karşı mali bir şükür olmakla, malın artmasına vesile olur ve insanı Şekür olan Allahü Teala’ya yaklaştırır.
  • Zekât, fakir ile zengin arasında bir âhenk tesis eder. Fakirde, kıskançlık duygularını yok eder. Fakiri zengine dost eder.
  • Zekât içtimai dengeyi sağlar, malın faydasız şekilde elde tutulmasını önler. Cemiyetin fertlerini birlik ve beraberliğe sevk eder.

Bu sayılan faydalardan bir kısmı ferdi, bir kısmı içtimaidir. Bunları da şu şekilde hulasa etmek mümkündür.

  • Zekâtta; biri, nefsi ıslah edip temizlemek, diğeri cemiyetin huzuruna, refahına ve tesanüdüne sebep olmak üzere iki mühim fayda ve maslahat vardır.
  • İnşam; yaradılışı itibari ile dünyaya meyleder. Dünya malı çekicidir. Ona kapılanlar doymak bilmezler. Mal yığıldıkça insanın hırsı artar, muhteris olur. Gözünü madde ve mal hırsı bürümüş olan insanda merhamet ve şefkat hisleri azalır, iyilik etmek zor gelir. Böyle insan ruhen hasta ve bedenen ızdıraptadır. Zekât, işte bu gibi hastalıkların devasıdır.
  • Zekât veren insan ihtirastan kurtulur, iyiliğe ve vermeye alışır, cimrilik hastalığından şifa bulur. Ruhunda merhamet ve şefkat hisleri uyanır. Zekât vere vere cömert olur. Bu cömertlik onu Salihler zümresine ilhak eder. Salihlerin çoğu ikram ve infakı çok olan kimselerdir.
  • Şefkat ve merhamet, Ümmet-i Muhammed’in mümeyyiz vasfıdır. Düşkünlere iyilik etmek, yetimlerin, kimsesizlerin elinden tutmak, onlara yardımda bulunmak, onlara acımak Müslümanların hem dini ve hem insani borcudur. “Merhamet etmeyene merhamet olunmaz.” kaidesi Resul-i Ekrem’in mübarek sözüdür. İşte zekât, cemiyet içindeki muhtaçlara şefkatli olmayı ve yardım etmeyi öğretir.
  • Zekâtın meşruiyetindeki hikmetlerden biri de malın şükrünü yerine getirmektir. Sayısız nimetler içerisinde olan insan bu nimetlere mukabil, mühim bir vazifesi vardır “Şükür”. Mülk ve servet, insanın elinde Allah’ın bir nimetidir. Onun şükrü zekattır. Şükür borcu, ancak o malı Allah’ın rızası için ve onun emrettiği şekilde zekât vermekle eda edilmiş olur.